24 Nisan 2015 Cuma

Ankara’nın Gayrimüslimleri;Ermeniler,Rumlar,Yahudiler


Ankara’da yaşamış gayrı müslimler Yahudiler,Ermeniler ve Rumlardır.Kendi içlerinde de ayrılıyorlar gerçi;İspanya’dan gelen Yahudiler ve Portekiz’den gelenler,Katolik ve Protestan Ermeniler diye.Ankara nüfusunun 1900’lü yıllara kadar üçte birini oluşturdukları söylenebilir.Bu üçte bir oranını bugüne hayal edince o yıllar nasıl bir kültürel zenginlikte yaşandığı çok şaşırtıyor insanı tabiki.
Yahudiler Osmanlı zamanında Portekiz ve İspanya’dan gelenlerdir.Ankara Yahudilerini öğrenmek için Beki Bahar’ın “Ankara Yahudileri” kitabı çok güzel bir kaynaktır.Aynı zamanda Ankara tarihini çok yalın bir dille anlatan en iyi kitaplardan biridir.Kitapta Beki Bahar tarih boyunca Müslümanlarla herhangi bir sorun yaşanmadığını ama kimi zaman Hıristiyanlarla sorunlar yaşandığını yazar.Tabi Müslümanlarla sorun yaşanmadığını yazarken artık sadece Ankara’da değil ülkede azınlık bırakılmadığından tartışmalıdır.
Yahudiler Ankara’da gayrımüslimler arasında nüfus olarak en az olanlardır ama ticarette etkindiler.Ulus’ta beşyüz yıllık Yahudi mahallesi vardır.Cumhuriyet ve o zamanlar dünyada gelişen ulusalcılık-tek millet tek din anlayışı sonucu bugüne mahalleden eser pek kalmamıştır.Sadece zaman zaman saldırılara uğrasa da yüksek duvarlarla çevrili sinagog ve çevresindeki birkaç Yahudi ev kalmıştır.Bir de Yahudiler için anıları olan Şengül Hamamı vardır.Beki Bahar kitabında özel günler yani bayram,düğün vs öncesinde Şengül Hamamı’na gidilerek eğlenildiğini yazar.
Rumlar en az nüfusa sahip olanlardır gayrımüslümler arasında.Ankara Rumları hakkında pek bir bilgiye ulaşamadım.Yine Bekir Bahar’ın kitabından daha çok Keçiören ve Etlik gibi o zamanlar bahçeli evlerin,bağların yoğun olduğu yerlerde yaşadıklarını biliyorum.Ayrıca kitaptan eğlenceyi,içkiyi ve müziği sevdiklerini öğreniyoruz.
Ermeniler gayrımüslimler arasında en kalabalık olanlardır.Türkler gibi merkezde olsun,ilçe ve köylerde olsun daha yerleşiktir ve yaygındır.Ergenekon operasyonlarıyla ismini duyduğumuz Zir Vadisi aslında Ermenilerin en yoğun yaşadığı İstanos kasabasının da bulunduğu yerdir.İstanos kasabası tehcir sonrası boşalmıştır,1950lerde de heyelan nedeniyle tamamen boşaltılır bugünkü ismiyle Yenikent olan yere taşınır.İstanos’ta birçok tahribata rağmen halen Ermeni mezarlığının kalıntıları vardır.
Bugünün meşhur Ankara zenginlerinin konakladığı yer olan İncek köyü de aslında Ermeni köyüdür.Yine Haymana,Kızılcahamam,Çubuk gibi birçok yerde izlerine rastlanır.
Doğrusu bugüne kalanlar yıkılanlara oranla çok az sayıdadır.İstanos kasabasından eser yoktur.12.yy’da yapıldığı yazılan meşhur Vank Manastırı’ndan da eser kalmamıştır.Kale civarında yer alan birçok kilise ve manastır ise 1916 büyük Ankara yangınında yok olmuş.
1916 Ankara Yangını yıllarca konuşulmadı, görmezden gelindi. Son yıllarda detayları ortaya çıkar oldu.Refik Halid Karay’ın Ankara kitabında o güne dair düştüğü notlar bu olayın görmezden gelindiğini orataya koyuyordu;
“Ankara yangınını görmeyenler, Roma’nın nasıl yandığına, o dehşete, o kıyamete akil erdiremezler. Bir meydanlığa rast geldim, Ankara Ermeni'lerinin zenginliğine delil olarak orada muvakkat bir abide kurulmuştu.
Yangından kaçırılan yüz kadar piyanonun sıra sıra dizildiğini gördüm. Üstelerine seçme, pahalı halılar serilmişti. Birden kocaman bir yanık kütük geldi, aralarına düştü; söndürmeye koşacak adam yoktu. O kütük bir kundak gibi çeyrek saate kalmadı piyanoları tutuşturdu. Hem nasıl tutuşturmak? Gaz dökmüş, benzin serpmiş gibi... tellerinden bin bir nağme çıkarak o kupkuru cilalı sandıkların yanışı çok acayip olmuştu. İnsan gibi inleye inleye, teller ateş gibi kızararak bembeyaz dişleri sıcaktan etrafa pıtır pıtır serpilerek ne feci ve ne tuhaf yanıyorlardı... Ankara’nın en kibar mahalleleri, en büyük çarşısı, serveti, refahı çoktan kül kesmişti. Yolda saçları dağınık, gözleri ürkmüş ve güzellikleri atmış genç kızlara rast geliyordum; ellerinde yangından kurtardıkları eşya vardı: Lavanta şişeleri, pudra kutuları, kurdele ve dantel parçaları, kadife muhafazalar.

Çocuklarını kaybeden anaların ise haddi hesabı yoktu. Kıyamet Ankara’da o gün kopmuştu ve mahşer günü o gün burasıydı. Neler görmedim. Saçlarından tutuşmuş kadınlar, yolda doğuran gebeler, cübbeleri alev almış hahamlar. Ankara'nın dörtte üçü ortadan silinmişti. Sıra açlığa, sefalete, perişanlığa gelmişti.”
Soykırım,isim-soyisim yasakları,Varlık Vergisi,6-7 Eylül olayları derken hala onların da vatanı olanlar terketmeyenler vardı.70’lerde güçlenen sol muhalefetle kendilerini ifade etme olanakları vardı,son umuttu belki.Çocukluğumdan bilirim Keçiören Ermeni ve Rumlar için özel bir yerdi.Birçok Ermeni ve Rum komşularımız hala var idi.Misal alt sokakta bir yaşlı teyze vardı evini kütüphaneye çevirmişti,istediğiniz saatte evine girer istediğiniz kitabı alırdınız.Sonra Elzabet ve Ester isimli kız kardeşler vardı.Biz onlar sokaktan geçerken o zamanlar yani 80’ler bir dizi repliği olan “Elizabet gel kızım” diye laf atardık.Tabi iğrenç ama sonuçta çocuktuk daha.Bizim aile için ayrı bir öne sahip Rum Ahmet abiyi zaten diğer yazımda bahsetmiştim.
Sonra 12 Eylül oldu sol yenilince onlar da yenilmiş oldu dolayısıyla.Birçoğu mahalleyi terketti,kimi İstanbul’a kimi başka memleketlere.Gerçi hala kalanlar da var ama artık kimliklerini tamamen gizliyorlar.Misal çocukluktan Ermeni olduğunu bildiğimiz ama yüzüne söylemediğimiz bir arkadaş var.Geçenlerde annesi vefat etmiş.Bu çocukla son yıllarda arkadaş olmuş başka bir eleman annesinin cenazesine gidiyor.Tabi cenaze kiliseden kalkınca elemanı bir şaşkınlık olmuş bize tepkisi “lan gardaş adamın annesinin cenazesine gittik,cenazeyi kiliseye getirmişler”. Ermeni arkadaş da kimliğinin ortaya çıkması üzerine mahalleye çıkmaz olmuş neticede.
Bir de Keçiören Belediyesi’nin tarihçe kısmının internette Mhp’li Turgut’tan sonra değişimi var.Önceden Keçiören isminin ilçede yaşayan keçe ustası Ermenilerden geldiğine yönelik yani keçe örmekten geldiğine dair ifade vardı.Adamın gelir gelmez bu ifadeyi kaldırmak ilk işi olmuştu.
Ahmet abilerden,Esterlerden anılarını yaşatmak görevimiz olsun.Sınırsız,sınıfsız bir dünya umuduyla.

1 yorum:

  1. Kalemine, yüregine saglik sevgili Hakan.. Icimde bir hüzünle okudum..

    YanıtlaSil